Editör

Haziran ayı benim ilk kez anneliği tattığım; oğlum Kaan’ı ilk kez koynuma aldığım ay. Anneliği bana tattırdığı için Allah’a şükrettiğim ay.
Şimdi annelere öneriler sunan ben o zamanlar daha asistandım ve çok tecrübesizdim. Oğlum Kaan’ı 9 ay asistanlığımı dondurarak kendim baktım. Emzirirken her şey çok güzeldi. Ama ek gıdalara başlayınca, diş çıkarma dönemi, büyüme atağı derken ek gıdalar benim için kabus oldu. İştahla beni emen mutlu çocuğum gitmiş; yerine kaşığı görünce ağzını kitleyen ve ağlayan bir çocuk gelmişti. Beslemek anneliğin iç güdüsünde var. Oğlum için saatlerce kalorisini hesaplayıp özene bezene yemek hazırlıyordum. O ise pişirdiğim hiçbir yemeği yemiyordu. Küçücük bir pütürü bile yutamayan, çiğnemeyi bilmeyen, ağzındaki lokmayı tutan bir çocuk vardı karşımda.
İştahsız çocukla ilgili bulduğum tüm çalışmaları ve kitapları okuyor ve nerede yanlış yaptığımı bulmaya çalışıyordum. Ama nafile… Devamlı kendimi yetersiz hissederek ağlıyordum.
Bu süreçte doğumda aldığım 24 kg nedeniyle zaten kendimi çok çirkin hissederken bir de çocuğuna bakamayan bir anne oluvermiştim. Tabi bu hislerle daha da strese girip yiyor ve kilo almaya devam ediyordum. Hatta bir gün oğlum doğduktan 6 ay sonra sokakta beni gören bir teyze ‘Yavrum doğum yakın galiba’ demez mi? Sonuç? Tabi yine ağlıyordum…
10 yıl sonra ikinci kez anne olduğumda artık deneyimli bir çocuk uzmanıydım. Kaan’ı büyütürken fark etmeden yaptığım hataların bilinciyle büyüttüm ikinci oğlum Ata’yı. Doğal olarak Ata hiç beslenme sorunu yaşamadı ve ben hiç ağlamadım.
İşte o zamandan beri iştahsız çocukları ve onların tıpkı benim gibi iştahlı annelerini düşünüp durdum. Kısacası ‘İştahsız Çocuk & İştahlı Anne’ sayısı yaşadığım tecrübeler ve bizzat yaptığım hatalardan yola çıkarak hazırladığım bir sayı oldu.
Hepinize çocuksu günler dilerim…

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Yorum Yap

Your email address will not be published.

Start typing and press Enter to search